ZüRafa Yuva - Ataşehir Acıbadem anaokulu, çocuk kresi - Powered By NetIntendacıbadem, ataşehir, yuva, anaokulu, çocuk, okul öncesi, egitim, kres, yaz okulu, okul öncesi egitim, kozyatagi, erenköy, çocuk kresi, çocuk yuvasi, bebek bakimi, bakici servisiAtaşehir Acıbadem Kozyatağı Erenköy çevresinde çocuk egitim, kres, anaokulu, yuva hizmeti vermekteyiz.
 
 
 
 
Ataşehir Acıbadem Kozyatağı Erenköy çevresinde çocuk egitim, kres, anaokulu, yuva hizmeti vermekteyiz. ZüRafa Yuva - Ataşehir Acıbadem anaokulu, çocuk kresi - Powered By NetIntend acıbadem, ataşehir, yuva, anaokulu, çocuk, okul öncesi, egitim, kres, yaz okulu, okul öncesi egitim, kozyatagi, erenköy, çocuk kresi, çocuk yuvasi, bebek bakimi, bakici servisi

ÇOCUĞUM OKULA GİTMEK İSTEMİYOR

 

 

İlk ve orta okulların eğitime başladığı günlerde aileler,

ana okuluna gitme yaşı geldiğini düşündükleri  çocuklarına ve kendi

beklentilerine uygun bir yuva seçebilmek için araştırma yaparlar.

Genellikle yuvalarda aranan nitelikler; oyun bahçesi olan bağımsız

bir yapı, geniş ve aydınlık sınıflar, güvenlik sistemi, kaliteli yemek,

temizlik, öğretmen yapısı vb. gibidir. İstenen niteliklere uygun bir

yuva seçilerek çocuk başlatılır. İlk birkaç gün, çocuğun bulunduğu

ortam (sınıf) dışında olmak kaydıyla,  bırakarak kaçıldığı düşüncesini

yaşamaması için aile içinden bir yetişkinin, bekleme salonunda ya da

yöneticinin odasında beklemesi ona güven sağlayacak ve uyum

göstermesini kolaylaştıracaktır. Sınıf içinde geçirdiği sürenin uzunluğuna

bakılarak, kendisini getiren kişiyi sık sık gelip aramıyorsa uyum

sağlamasının kolay olacağı düşünülebilir. Çocuk bir iki gün içinde ortamına

alışınca, kendisini getiren kişi, oyun oynamayı sürdürmesini ve daha sonra

oyunu bitince gelip alacağını anlatarak onu bırakıp gidebilir. Uyum sağlama

süreci birkaç gün süreceği gibi, daha fazla sayıda günü de kapsayabilir.  

Anneden uzakta kalarak bazı sorumluluklarını kendince yerine getirebilmesi,

 oyuna olan düşkünlüğü, pek çok kişiyle bir arada bulunması gibi etkenler,

çocuğun okula kolaylıkla uyum göstermesini sağlayabilir.  Bunun tersi ise

aşırı bağımlılıkla ilgilidir. Çocuğun anneden uzaklaşarak arkadaşları ile

oyun oynamaması, kendi işlerini başkalarının yapması, sosyal çevre içine

girmemiş olması, yuvaya verilme sırasında sıkıntıların yaşanmasına neden

olabilir. Bu yapıdaki çocuklar annelerine aşırı bağımlı oldukları gibi,

anneleri de çocuklarına çok aşırı bağımlıdırlar. Anne, çocuğunun yanından

ayrılmasına asla razı olamaz. Yuvaya verilmesi için bu durumu çözebilmek

oldukça zordur. Yuvaya getirilen çocuk hep annenin yanında kalmak ister,

onu sınıf içine almak bir türlü mümkün olamaz. Bu durumda annenin de

sınıf içine girip kapıya yakın oturarak, çocuğun oyun ortamına ısındığını

görünce sınıf dışında beklemesi ile ona güven vermeyi sürdürmesi

istenebilir. Bir süre sonra, çocuğun yavaş yavaş okula alıştığı düşünülse de,

çocuk her gelişinde mutlaka ağlar ve okul içine girmek istemez. Okulda

bulunanlar onu alıp sınıfa, oyun oynamaya götürünce kısa bir süre sonra

ağlamadığı görülür.  Anne ise içeride ağlayıp ağlamadığını anlamak için

kolay kolay okulu terk etmek istemez. Ağlamadığına inanınca evine gider,

fakat gün içinde, dayanamayıp ağlayıp ağlamadığını sık sık telefon ederek

sorar. Genellikle bu durumu yaşayan annenin tek tesellisi okula ve 

öğretmene olan güvenidir. Fakat çocuğa o kadar bağımlı olmuştur ki;

onun kendisinden ayrı kalabileceğine kendini inandıramaz.

Okula uyum sağladığına inanılan çocuk  epey bir süre sonra

beklenmedik bir şekilde yuvaya girmek istemeyebilir. Çok ağlar ve

“anne! Sen de gel ya da beni yanına al, eve götür” diyebilir.

Çok ağlamasına dayanamayan annenin “yine başa döndük” dediği

duyulur. O anda ağlayan çocuğunu sıkı sıkı kucağında tutmaktadır.

İşte bu durumu yaşayınca; eğitilmesi, sosyalleşmesi ve bir şeyler

kazanması asla düşünülmez. İçinden geçen istek; ağlayıp üzülmemesi

için onu alıp eve götürmesidir. Öğretmeni onu almak ve içeri

götürmek ister, anne ise içinden gelen sese kulak vererek bunun

tersini yapmayı düşünür. Ayrıca eğitimi ve gelişimi için mutlaka

yuvaya gitmesi gerektiği yönünde ağırlıklı düşünceler içinde ne

yapacağını bilemez. Çocuğun ağlaması adeta içini eritir. Bu durumda

anneyi de düşünerek hem çocuğa hem de anneye kolaylık olması

için ilk günlerdeki gibi, onunla birlikte kısa süre kalmak kaydıyla

içeri girmesi uygun olur. Bu kez çocuk, istediğinin yapıldığından

güç kazanarak annenin sınıf içine girmesini isteyebilir. Bu durumda

anne “anneleri sınıfa almıyorlar. Sen girerek oynayabilirsin” gibi

sözler söyleyerek dışarıda beklerken, öğretmeni çocuğu sınıfa

sokar. Yine isteğinin olmaması ile ağlamaya başlarsa da kısa bir

süre sonra oyuna dalınca ağlaması duyulmaz. Anne ise ağlamadığını

görünce evine gider. Akşam olup annenin çocuğu almaya geldiği

sırada kapıda annesini gören çocuk yine ağlamaya başlayabilir.

Oysa bu, ağlama taklidi yaparak ağlama sesi çıkarmasıdır.

Çocuk açısından bunun altında yatan düşünce ise “niye beni bırakıp

gittin?“ demeye eş değerdir. Daha sonraları sabah bırakılan çocuğun

ağladığı ve öğretmeni tarafından sınıfa götürüldüğünde arada geçen

beş dakika gibi bir süre sonunda ağlama sesi duyulmaz. Sergilenen

sıkıntılı durum sınıfa girene kadardır. Aşırı bağımlı annenin, gün içinde

sıkıntı yaşamaları bir süre daha sürer ve yuvaya alışan çocuk annesini

öperek ona el sallayıp uğurlar.

         Yukarıda izlenen senaryoyu şu şekilde açıklamak mümkündür.

Çocuk büyümeye başlayınca sordukları ve yapılmasını istedikleri karşısında

yeterli olunamaması, bu nedenle evde sıkıntılar yaşaması onun yuvaya

gönderilmesini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, yuvaya gidince paylaşmayı,

yardımlaşmayı, sosyalleşmeyi ve her tür yemeği yeme alışkanlığı kazanacağı

düşüncesi de etkili olmaktadır. Bütün bunların aşılması ve çocuğun istenilen

düzeyde eğitim alabilmesi için anne ve babaların sabırlı olması onlara çok

şeyler kazandıracaktır. Annenin bir işyerinde çalışması, çocuğun zorunlu

olarak yuvaya verilmesini gerektirebilir. Bunun karşısında,  çocuğun eğitim

ihtiyacının karşılanması gerekçesiyle, anne ev hanımı olduğu halde “şimdi

çalışıyor olsaydım” türünde düşüncelerle konuya yaklaşabilir.     

Yuvaya verilmesi sırasında genellikle yaşananlar çocuğun ortaya

koyduğu üzüntülü senaryolardır. Anneyi-babayı üzen konunun

çocuğun ağlaması yani üzülmesi olduğu bilinir. Çocuğun olur

olmaz şey için ağlaması, çevresindekilere zor anlar yaşatır.

Aslında dikkat edildiğinde; istediği bir şeyi elde etmek için ağlayan

çocuğun genellikle ağlamadığı, istediğini elde edinceye kadar,

gözünden yaş gelmeden, ağlama taklidi yaptığına tanık olunur.

Ses ve mimikleri onu ağlıyormuş gibi algılatır. Ağlama eylemine

sık sık başvurmayı  alışkanlık edinen çocuk zaman zaman

ailesini usandırır. Bu nedenle bazı aile bireylerinin çocuğu eğitmek ve

bu alışkanlığından vazgeçirmek için fiziksel şiddete başvurdukları bile

görülür. Aslında yapılması gereken; ilgi çekme isteği ile ya da

istediğini elde etmek için yapılan ağlama taklitleri karşısında

onunla ilgilenmeyip, istediğini yapmayacağımızı söylediğimiz şeyleri

asla yapmamak yani sözümüzden dönmemek, ağlama taklidi

yaptıkça o anda uğraştığımız işi sürdürmek, bir zaman sonra bu

yolu denemekten pek çıkar sağlayamayacağı düşüncesini kazandırır.

Onun ağlamasını kesmek için elde etmek istediklerini sağlamak her

zaman mümkün olmayabilir. İstememesi nedeniyle okul öncesi

dönemde bir yuvaya verilmese de ilköğretim çağına gelince aynı

sıkıntıların daha da kapsamlı bir şekilde yaşanacağını düşünmek

gerekir. Yalancıktan ağlamaların, gerçekten canının yandığı zaman

ortaya konulması ile dürüstçe davranışlar geliştikçe olgun  bir kişilik

oluşacaktır.  Çok küçük yaşlardan beri böyle bir kişiliğin gelişmiş

olması anne-babaya da huzurlu yaşama fırsatını sağlayacak,

özellikle ergenlik çağını aileye sıkıntı yaşatmadan geçireceğini düşünmek

yararlı olacaktır.

 

 

                                                Psikolog Acar PİJİ

                                                      

 

 
 
Tüm hakları saklıdır. 2006 © ZüRafa Yuva. zurafayuva.com sitesi NetIntend tarafından hazırlanmıştır.