·Çocuğa sevgi, hoşgörü ile yaklaşmak,
·Ozgürce yapmak istediklerine olanak tanımak,
·Yapamadığı durumlarda destekleyiciliği, motivasyonu
esirgememek,
·Tam donanımlı olarak ilköğretim okuluna göndermek
göz ardı edilemeyecek hedeflerimiz arasındadır
Şuna inanmaktayız ki; ülkelerin okul öncesi çağındaki
çocuklara yaptığı harcamalar, daha ileriki yıllarda kat kat
fazlasıyla geri dönecektir. Bu nedenle göz bebeğimiz
çocuklarımıza elimizden geldiğinin fazlasını vermenin
yollarını aramak zorundayız.
Okulumuz eğitim sisteminde her yaş grubu için ayrı sınıf
bulunmaktadır. 4 yaş (36-48 ay) 5 yaş (48-60 ay) 6 yaş (60-72 ay).
Sınıflar maksimum 13 kişiliktir. Her yaş grubuna uygulanan, eğitim
o yaş düzeyine uygun olarak programlanmıştır. Program
uygulamalarında hareket ve hareketsizlik içeren etkinlikler düzenli
şekilde ve çocukların ilgi zamanı sınırlarını aşmayacak şekilde
sıralanmaktadır.
Okulumuzda; Milli Eğitim Bakanlığı (M.E.B.) Okul Öncesi
Eğitimi Müfredat Programı ve Çoklu Zeka Eğitimi uygulanmaktadır.
Çoklu Zeka Eğitimi uygulamaları M.E.B.programı ile iç içe
olduğu gibi, ayrıca okulumuza özgü yöntemlerle de uygulanmaktadır.
Uygulamaların bilimle koşutluk kazanmasını sağlamak amacıyla
öğretmenlerin bu konularda daha da gelişebilmeleri için okulumuz
psikoloğu teorik ve uygulamalar konusunda öğretmenlerimize seminerler
vermekte ve workshoplar düzenlemektedir. M.E.B. programı uygulanırken
akademik sunumlar ön planda değildir: ezberletme ve öğretmeye dayalı olmayan
ve etkin öğrenmenin gereği olan; görerek ve yaşayarak çocukların bilgi
edinmesini sağlamayı amaçlayan bir uygulama sürdürülmektedir.
Burada çocukların konuşma ve anlatım özelliklerini geliştirme, estetik ve
sanata karşı duyarlı olmasını, doğa ve hayvanlara karşı sevgi beslemesini,
sorumluluk bilincine sahip olmasını, güncel, bilimsel ve aktüel konulara
karşı ilgi duymasını, tartışarak ya da kendine özgü düşüncelerle beyin fırtınası
yapmasını sağlamada yardımcı olacak yöntemler uygulanmaktadır. Bu uygulamaları
pekiştirmek amacıyla doğal ortamlar (bahçede ekip biçme, bitki inceme ve bakımı vb.
ile mutfak çalışmaları) ve pek çok materyal (CD, DVD, Projeksiyon) , kitap, dergi,
kavram haritaları ile gözlem ve deneylerle eğitsel geziler gibi olanaklar çocuklarımızın
bilgi edinmeleri için kullanılmaktadır. İşte bu prensipten yola çıkılarak çocuklarımızın
daha çok donanımlı olmalarını sağlamak amacıyla kentimizin en değerli branş
öğretmenleriyle çalışmayı da öncelikle düşündük. Branş öğretmenlerimiz kentimizde
adını duyurmuş olan özel okul ve kolejlerde çalışan öğretmenlerden seçilmiştir.
İngilizce eğitimi her gün uygulanmakta olup diğer branş derslerimiz haftada 2 saatlik
sürelerde uygulanmaktadır. Branş dersleri; Orff ( ritim, dans ve beden kullanımını
içeren müzik çalışması); klasik ve modern bale ile modern dans; yaratıcı drama;
halk oyunları; satranç; resim ve seramik olarak sıralanmaktadır. Çocuğa sevgi ve
hoşgörü ile yaklaşmak, onun özgürce yapmak istediklerine olanak tanımak,
yapamadığı durumlarda destekleyiciliği ve motivasyonu
esirgememek, onu tam donanımlı olarak ilköğretim okuluna göndermek
hedeflerimizdendir. Şuna inanmaktayız ki; ülkelerin okul öncesi çağındaki
çocuklara yaptığı harcamalar, daha ileriki yıllarda kat kat fazlasıyla geri
dönecektir. Bu nedenle göz bebeğimiz çocuklarımıza elimizden geldiğinin
fazlasını vermenin yollarını aramak zorundayız.
OKUL ONCESİ EĞİTİMİNDE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR ÇOKLU ZEKA EĞİTİMİ
İnsandaki farklı yetenek alanlarını (1- Dilsel, 2- Mantık ve matematiksel, 3- Görsel
ve uzamsal, 4- Bedensel ve kinestetik, 5- Ritmik ve müziksel, 6- lçsel, 7- Sosyal,
8- Doğacı yönleriyle) inceleyen Nöropsikolog Prof. Dr. Howard Gardner bu yetilerin
eğitim içinde tek ya da bir kaçının geliştirilmesi ile kişinin pratikleşeceği ve de
öğrenmesinin kolaylaşacağını vurgulamıştır. High-Scope Eğitiminde olduğu gibi,
çocuğun yaparak-yaşayarak öğrenmesi önemlidir. Gereksiz ezbercilik ve
öğretmeye dayalı yöntemler, öğretilenleri otomatik olarak yinelemekten
öteye geçemeyip bir süre sonra da öğrenilenlerin unutulduğunu gösterir. Örneğin,
dikkatle izlendiğinde bazı çocukların anlatılanları değil de, görsellik yoluyla
aktarılanları daha kolay kavradığı görülür, çünkü görsel alanı baskındır. Şimdi
kısaca bu 8 yeti alanına bakalım:
Sözel-dilsel yeti: Dile ilişkin kavramları bir masalcı, politikacı, şair, yazar,
gazeteci, haberci gibi yazılı olarak aktarma ya da, bilgi sunma, bir şeyin
yapılışını açıklama gibi incelikli konuşma özelliklerini içerir. Bu yetisi olanlar işiterek,
konuşarak, okuyarak, başkaları ile iletişim içinde bulunarak kolay öğrenirler.
Mantıksal-matematiksel yeti: Matematikçi, muhasebeci, istatistikçi gibi sayılarla
ugraşma ya da bilgisayar programcısı, mantıkçı gibi neden-sonuç ilişkilerini,
varsayımları oluşturan, sorgulayan, soyut işlemlerle ilgilenme özelliklerini içerir.
Bu yetisi olanlar nesneleri kategorilere ayırır, olaylar karşısında mantıksal güçleri önde,
nesneleri özelliklerine göre sayısallaştırır, hesaplar, olaylar arasındaki soyut ilişkiler
üzerinde düşünerek kolay öğrenirler.
Görsel-uzamsal yeti: Mekansal olarak çevreyi çok iyi aygılayan dekoratör, mimar,
ressam gibi edindiği izlenimleri değişik uygulamalara sokabilme kapasitesidir. Bu yetisi
olanlar şekil, biçim, renk, yer ve zaman, desen vb. gibi olgular arasındaki ilişkilere
duyarlı olup, olay ve olguları görselleştirerek ya da resim, çizgi ve renklerle çalışarak
kolay öğrenirler.
Müziksel-ritmik yeti: Şarkıcı, müsizyen, besteci, kompozitör, DJ. gibi ses özelliklerini
tanıma, düşünce yapısında müziği ön planda tutma, algılama ve yorumlamada bu yolu
izleme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar, bir müzik yapıtının ritm, melodi ve ton farklarını
kavrayarak, çevredeki seslere duyarlı ve müzik enstrumanı çalmaya meraklı olup, yaptıkları
işleri ritmik, melodik ve müziksel olarak uygular ve öğrenir.
Bedensel-kinestetik yeti: Sporcu, balerin, tiyatrocu ya da el becerisi olan tamirci,
heykeltraş, dişçi, estetisyen, cerrah gibi problem çözümünde, ürün oluşturmada
bedenini ve ellerini kullanabilme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar yaparak-yaşayarak,
hareket ederek ve özellikle elleriyle yoklayip, deneyerek kolay öğrenirler.
Sosyal yeti: Psikolog, politikacı, hakim, öğretmen, pazarlamacı gibi, çevredekilerin
mimiklerinden, seslerinden, duruşlarından onları iyi analiz etme, yorumlama ve
değerlendirme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar işbirlikçi, çevresi ile sözlü-sözsüz
etkileşim ve iletişim kurup, başkalarının ilgi ve gereksinimlerini algılayabilen, onların duygu,
düşünce ve karakterlerini adeta yüzlerinden okuyan kimselerdir.
İçsel yeti: Kendi zayıf ve güçlü yönlerini değerlendirme, duygu ve gereksinimlerinin
farkında olma, kendine güvenme ve disipline edebilme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar
kendini tanır, nasıl davranacağını, nelere yakın, nelere uzak
durması gerektiğini ve yaşam boyu doğru kararlar almasını bilen kişilerdir.
Doğacı yeti: Biyolog, Jeolog, Meteorolog, Oşinolog gibi, hayvan, bitki, canlılar, deprem,
su özeükleri, hava koşulları,bulut türleri gibi çevre koşullarına duyarlı ve ilgili olma
kapasitesidir. Bu yetisi olanlar çevreye saygılı, meraklı, canlı-cansız varlıkların ayırımını
doğal evrende yapabilen ve üretken olabilen kişilerdir.
Bu yeti grupları ayrı ayrı özellikler halinde bulunurken birkaçı da bir arada aynı insanda bulunabilir.
Örneğin evi dışında bir iş kolunda çalışan bir hanımın durumunu ele alalım. İş ortamında
çevresini iyi tanıyan (sosyal), kendi kişisel özelliklerini iyi bilen (içsel), ilk kez gördüğü
birinin giyimindeki en ince ayrıntıyı, işinde ya da evinde bulunan bir materyalin nerede
olduğunu en iyi bilen (görsel), neden-sonuç ilişkileri kurabilen, ev ya da
iş yerinde her şeyi gruplayan, sınıflayan, kümeleme yapabilen, istatistiksel sonuçlar
çıkarabilen (mantıksal-matematiksel), kazak vb. örebilen, dikiş dikebilen, dans
edebilen (bedensel-kinestetik), çok güzel konuşma yetisiyle karşısındakini
etkileyen(dilsel), iş yaparken şarkı söyleyen (müziksel), çiçek yetiştiren, kuş ve
balık besleyen (doğacı) yönleriyle tüm yetilere sahip tek kişi de olabilir.
Çocukların yetileri bu kadar gelişmiş olmayabilir. Bu yetiler öğrenmeyle, izlemeyle,
gözlemlerle, denemelerle geliştirilebilir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında böyle bir eğitimden geçen çocuk ileride neyi nasıl
yapacağını, en kolay nasıl öğreneceğini bilecek, davranış ve ifade ediş gibi pek çok
özelliği iyi bir şekilde uygulamaya sokabilecek ve adeta komple bir insan olacaktır.
Psikolog Acar PİJİ
|